İnsanların Web Sitenizden Nefret Etmesinin 17 Sebebi

İnsanların Web Sitenizden Nefret Etmesinin 17 Sebebi

İçerik pazarlaması ilkelerinden birisi; insanlara rahatsızlık vermemek olmalıdır. Peki hala birçok web sitesinin ziyaretçilerini rahatsız edici unsurlar ile ağzına kadar dolu olmas

İçerik pazarlaması ilkelerinden birisi; insanlara rahatsızlık vermemek olmalıdır. Peki hala birçok web sitesinin ziyaretçilerini rahatsız edici unsurlar ile ağzına kadar dolu olmasının sebebi nedir?

Belki de kendi web sitenizin tasarımı ile birlikte gelen heyecanla, yıllar boyunca sizi deli eden tüm tuhaf kullanıcı deneyimleri aklınızdan çıkmıştır.

Ama kötü bir kullanıcı deneyimi, yüksek bir sayfa terketme oranına, az sayıda ziyaretçi olmasının sebep olduğu düşük çevrimiçi oranına, düşük organik arama listeleme pozisyonlarına ve kötü şöhrete neden olabilir.

Bu yüzden, web sitesinizin tasarımında yapmayacağınız şeyler için bir tür rehber görevi görüp, web sitelerinde gördüğümüz 17 en rahatsız edici şeyin bir listesini derledik. Haydi şu en kötülere bir göz atalım!

Ziyaretçilerinizin Web Sitenizden Nefret Etmesinin 17 Sebebi

  1. Sonsuza Kadar Süren Yüklenmeler:

Bir KISSmetricks raporuna göre; tüketicilerin %47’si bir web sayfasının iki saniye veya daha az sürede yüklenmesini bekliyor ve tüketicilerin %40’ı 3 saniyeden fazla yüklenme süresi olan websitelerini terk ediyor. Hatta bir saniyelik bir gecikme bile yaklaşık %16 oranında müşteri memnuniyeti kaybına yol açıyor.

Yavaş yüklenme süreleri sitenizin ziyaretçilerini hayal kırıklığına uğratır. Marka algısı ve dönüşüm oranını etkiler. (Özellikle, web tarama yaparken daha yavaş hücresel veri bağlantılarını kullanan mobil kullanıcılar için) Yavaş yüklenme süresinin, marka algısını nasıl etkilediğini merak ediyor olabilirsiniz. Bir Ericsson araştırmasına göre, daha uzun bir website yüklenmesi, daha fazla websitesi ziyaretçisinin mobil servis sağlayıcıları yerine içerik sağlayıcısını suçlamasına sebep oluyor. Eğer insanların web sitenizde daha fazla zaman geçirmesini istiyorsanız, sitenizin yüklenme performasını iyileştirmeyi yapılacaklar listenizin en başına koymalısınız. Sayfa yüklenme süresi görüntü boyutundan, koddan, videolardan ve diğer faktörlerden etkilenebilir.

  1. Sitenizin Mobil Cihazlar İçin Optimize Edilmemiş Olması:

Bir cep telefonu ile internette tarama yaparken hiç, bir websitesinde bir taraftan diğer tarafa okumak için kaydırma yapmaya mahkum kaldınız mı? Kelimeler ya da seçenekler çok küçük olduğu için yakınlaştırmak zorunda kaldınız mı? UX halkının tüm bu acı örnekleri, sadece mobil cihazlar için optimize edilmemiş sitelerde olabilir.

Google, 2015 yazında mobil uyumlu olmayan web sitelerini cezalandırmak için büyük bir mobil algoritma güncellemesi duyurdu ve bu güncellemeyle 1 Mayıs 2016 tarihinden itibaren mobil dostu web sitelere arama sonuçları sıralamalarında öncelik tanıyacağı düşünülüyor.

Google’ın bu değişiklikleri yapmaya devam etme sebebinin büyük bir bölümü de mobil tarayıcılar için webde tarama deneyimini geliştirmektir. Yani siteniz mobil cihazlar ile optimize değilse, muhtemelen organik arama sıralamalarındaki yerinizi önemli ölçüde kaybedeceksiniz. Gerçekten tüm bu site akışını ve satış fırsatını kaybetmeyi karşılayabilecek misiniz? Bu mümkün değil. Buradan bir mobil optimizasyon yaklaşımı seçmek hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.

  1. Düşük Site Navigasyonu Sunumu:

Birileri sitenize girdiklerinde, sitenizde ne yapacaklarını biliyorlar mı? Nereye gidecekler? Bir sonraki adımları ne olmalı?

Small Business Trends tarafından yapılan araştırmalar çok basit görünüyor olsa da, Small Business Trends küçük B2B iş websitelerinin %80’inin harekete geçirici mesajlardan (CTA) yoksun olduğunu daha 2013 yılında ortaya çıkarmıştır. Bu siteler önde gelme ve satış yapma haklarını kaybettiler çünkü bu sitelerin CTA’leri kötü yazılmıştı, bu hakları kaybetme sebeplerini basitçe söylemek gerekirse; kendi websitelerinde herhangi bir yönlendirme bulundurmadılar ve insanlardan oraya buraya tıklamalarını istediler.

Net bir başlık, yaptıklarınızın değerini açıklayan ve mesleki dil içermeyen sayfa içeriği ve açık bir başlıca harekete geçirici mesaj (CTA) ziyaretçilerinize; bloğunuza abone olsalar da olmasalar da, ücretsiz bir deneme alsalar da almasalar da, bir video izleseler de izlemeseler de ya da ziyaretçilerinizin sitenizde kalmasını sağlamasını umduğunuz başka herhangi bir eylemde bulunsalar da bulunmasalar da bir sonraki adımların nasıl atılacağını gösterir.

  1. Çok Fazla Pop-up Kullanmak:

Okuma deneyimini bölen çok fazla pop-up’un olması, ciddi anlamda sinir bozucu olabilir. Eğer pop-up’ları doğru şekilde kullanacaksanız:

  • Pop-up’larınızı aşırıya kaçmadan kullanın: Bu yol ile, ziyaretçilerinizi sık sık ilgelenmedikleri içeriklerle bombardıman altında tutmazsınız.
  • Pop-up’larınızı akıllı yapın: Akıllı CTA’ler daha önce sitenizi ziyaret etmiş olmasına ya da satın alma döngüsünün belli bir aşamasında olmasına bağlı olarak farklı türlerden ziyaretçilere farklı türlerde pop-uplar (ya da pop-up’suz, seçme şansına sahipsiniz) görüntülemenize izin verir.
  • Etkinlik için Pop-up’ları izleyin: Her pop-up CTA’ını tıklanma ve görüntülenme sayısına göre, pop-up’un aslında kaç gönderime sebep olduğuyla birlikte değerlendirin. Gösterilen performansın çok iyi olmadığını tespit ederseniz, ziyaretçiler için daha iyi bir kullanıcı deneyimi yaratmak için silme ya da düzenleme seçeneklerini göz önünde bulundurun. Ayrıca çeşitli içerikleri ve teklifleri test etmek için A/B varyasyon testlerini kullanabilirsiniz.
  • Keyifli bir dil kullanın: Çok sayıda site kullanıcı, arzu ettikleri eylemleri içine alan, suçluluk psiklojisi anlamına gelen bir dil kullanıyor. Onların gösterdiği yoldan gitmeyin.

Bu bütün pop-uplar için bir alternatif midir? ( CTA ), küçük afişleri sayfanın yan tarafına ya da alt tarafına harekete geçirici mesajlar aracılığıyla sokar. Bu CTA’lar kullanıcıların hala içeriğin bir parçasını okumalarına izin verirken, kullanıcılara daha fazla bilgi sunma ve daha az rahatsız edici olma eğilimi gösterir.

  1. Bir Multimedya İçeriğine Sahip Otomatik Yürütme Kullanmak:

Eğer birileri sessiz bir tarama oturumunda zaman geçirmek istediyse ve “oynat” seçeneğine dahi basmadıkları halde (hele bir de “durdur” seçeneğini bulamıyorlarsa) bir videoda konuşan bir kafayla ya da tanıtım şarkınızla bombardımana uğrarlarsa, sizce ne yapacaklardır?

Bazıları bu videoların ses kısma seçeneklerini arayabilirler… Ama ben bilgisayarımın ses kontollerini değiştirmektense, tarayıcımda “geri” tuşunun yerini daha kolay bulabiliyorum. Facebook ve Twitter şu anda gönderilerimizde autoplay videolar kullanıyor olsa da, kullanıcılar sesli seçeneğini seçene kadar videoların her zaman sessiz modda olmasına dikkate alıyorlar.

Aynı nezaketi kendi ziyaretçilerinize de gösterin ki multimedya içeriğiniz onları zorlamasın. Ya onlara multimedyanın oynayışı hakkında seçme şansı verin ya da en azından multimedyayı ses kapalı bir şekilde başlatın.

  1. Kafa Karıştıran Animasyonlar Kullanmak:

Şimdiye kadar muhtemelen The Blink Test’e aşina olmuşsunuzdur. Bilirsiniz; üç saniyelik kullanıcılar tarayıcılarında “geri” seçeneğini tıklamadan önce kendilerini verilen herhangi bir web sayfasına yönlendirmek zorundadırlar.

Animasyonlar, otomatik yürütülen videolar, yanıp sönen ücretli reklamlar ve diğer interaktif eğlenceler gerçekten havalı görünüyor olabilirler, ama çok rahatsız edici ya da kafa karıştırıcıysalar bu kritik 3 saniyeler boyunca bir ziyaretçinizin odak noktasına olumsuz etkileri olabilir.

Sitenizdeki herhangi bir animasyonu tıpkı aşağıdaki blog gönderisindeki gibi basit tutun.

Bu örnek okuyucunun dikkatini, okuyucuyunun gözünü çok rahatsız etmeden çeken basit bir canlandırılmış GIF yapın.

  1. Gelişigüzel Yüklenmiş Genel veya Sıradan Fotoğraf Arşivi Oluşturmak:

İçerik pazarlamak için görüntüleri kullanmanın harika bir yol olduğunu zaten biliyor olmalısınız. Bu yüzden sıra görüntüleri sitenize eklemeye geldiğinde tarayıcınıza gidin ve bu cevheri bulun:

Bu insanların şirketinizde çalıştığına inanmalı mıyız? Ya da bu insanlar çalışmaktan hep mutlu mu?

Kötü fotoğraflar en iyimser görüşle sıradandır, en kötü görüşe göre de gülünç. Görüntüler, ziyaretçiler için bir şeyler açıklamanıza yardımcı olur ama sıradan stok görüntülerin ne ziyaretçilerinize ne de işinize yardımı olur.

Müşteriler, çalışanlar, şirketiniz, ürünleriniz ve konumunuz için en iyisi gerçek görüntüleri göstermektir. Eğer bunlardan herhangi birine sahip değilseniz, en iyi ücretsiz kötü olmayan stok görüntü web siteleri listesine bir göz atın. Özellikle tasarım konusuna hakimseniz, kendi kendinize direkt olarak yaptıklarınızla ilişkin görseller oluşturabilirsiniz.

  1. Hiçbir Ek İletişim Bilgisi İçermeyen İletişim Formları:

Bir “Bize Ulaşın” formu e-posta listesi oluşturmak için kolay bir yol gibi görünebilir, fakat gerçekten sizin için ve sitenizin ziyaretçileri için en az değeri olan formdur. Bu form yalnızca berbat bir form olmakla kalmıyor, aynı zamanda iletişim kurulup kurulmayacağını belirtmiyor ve aslında sizden güncel iletişim bilgilerini almak istiyor. Bu formların tek seferlik bir sorun yaşatması, sürekli adres talep etmesinden daha muhtemeldir.

Yani bunların aslında tek seferlik bir istek olduğunu söyleyebiliriz. Sitenizdeki “Bize Ulaşın” bölümünün bulunmasında yanlış bir şey yok, ama müşterileriniz ile sizin aranızda olan tek iletişim aracı bu olmamalıdır. Eğer ziyaretçileriniz ya da müşterileriniz yardıma ihtiyaç duyuyorlarsa, desteği anında elde etmek isteyeceklertir. Müşterileriniz ya da ziyaretçileriniz bir form doldurup formun görülmesini beklemek yerine anında bir yanıt almak isterler.

İnsanların e-posta, telefon ve sosyal medya aracılığı ile sizinle temasa geçmesine izin verin ve sitenizde bu bilgileri kullanılabilir hale getirin.

  1. Anlaşılmayan Bir “Hakkımızda” Sayfası:

“Hakkımızda” sayfanız, ofiste yaptığınız dedikoduyu ya da kullandığınız sözcükleri ve kullandığınız üslubu açıklıyor mu?

Hadi örnek bir “Hakkımızda” sayfasının bir kopyasını kullanarak bir çeviri oyunu oynayalım. HubSpot’un “Hakkımızda” sayfası aslında bunlardan söz etmiyor ama siz yine de aşağıdaki örneği okuyun ve kendi kendinize düşünün: Eğer yazdıkları bunlar olsaydı, HubSpot’un neler yaptığını bilir miydiniz?

“Firmamız Uluslararası ülkeler çapında olan kuruluşlara, bu kuruluşlarda oluşan dalgalanmaları azaltmak üzere yüksek vasıflı trafik akışı sağlayacak satış öngörüleri planı oluşturarak yardımcı olur, bu kuruluşları ömür boyu yüksek değeri olan müşterilere dönüştürmek için öncülük eder. Biz, modern bir yazılım aracılığıyla sinerjik bir data görünümü belirlemek ve yüksek değerli pazarlama faaliyetlerine öncelik vermek için tüm pazarlama kanallarını entegre etmeyi başardık.”

Anlamakta güçlük çekeceğiniz böyle bir alıntı yerine, örnek “Hakkımızda” sayfasından anlatmak üzere bir hikaye seçtik. İşte şirket hikayesinden bir alıntı:

“İnsanlar, bilgiyi nasıl kullandıklarını, ürün ve hizmetleri nasıl araştırdıklarını, nasıl satın alma kararları verdiklerini ve nasıl görüş ve deneyimlerini paylaştıklarını değiştirdiler. Müşteriler her zamankinden daha fazla kontollüler ve geleneksel satış ve pazarlama mesajlarını her zamankinden daha fazla görmezden geliyor. Oysa ki işletmeler hala on yıldan fazla süredir kullandıkları satış ve pazarlama taktiklerine güveniyor. Alıcı davranışları ve şirket taktiklerindeki bu uyumsuzluk, Firmamızın 2006 yılında Brian Halligan and Dharmesh Shah’ı kurmasına ve içerik deneyimi için bir vizyon oluşturmasına neden oldu.”

Evet böyle daha iyi oldu. Neden mi? Çünkü insanların aslında konuştuğu şekilde yazıldığı için.

  1. Şirketinizin Tam Olarak Ne Yaptığının Açıkça Yazılmaması:

“Hakkımızda” sayfası ile aynı derecede kötüdür, bir şirketin websitesine tıklayıp şirketin aslında ne sunduğuna net bir anlam verememek gerçekten sinir bozucudur.

En iyi web sayfaları açıkça kim olduklarını, ne yaptıklarını ve ziyaretçilerin firmada neler yapabileceğini açıklar. Eğer siz iyi bilinen bir marka ya da şirketseniz (Coca Cola gibi) kim olduğunuzu ve ne yaptığınızı açıklamak zorunda değilsiniz. Bununla birlikte çoğu işletme hala ziyaretçileri “doğru yerde” olduklarını bilsinler diye soruları cevaplama ihyitacı duyuyor.

Steven Krugg en çok satan kitabında en iyilerini özetliyor. Beni Düşündürtme: Eğer ziyaretçiler saniyeler içerisinde ne yapacağınızı tespit edemiyorlarsa, sitenizde çok fazla takılmazlar.

  1. Çok Fazla Anahtar Sözcük İçermesi:

2000’lerin başında bir web sitesine girdiğinizde karşınıza çıkan paragraf paragraf içerikleri hatırlıyor musunuz? Görsel yönden bunaltıcı olması bir yana, eğer bu içerikleri okusaydınız insanlar için olmayan bir grup anahtar kelimeden başka hiçbir şey bulamazdınız.

Google’ın algoritmalarını belirlemesinde 10 yıl öncesine göre çok daha sofistike olmasına rağmen, ne yazık ki bazı web siteleri hala insanlar için değil de botlar için yazıyor. İçeriğinizi anahtar kelimelerle doldurmak pazarlamacıların yapacağı en yaygın arama motoru optimizasyonu (SEO) hatalarından biridir. Anahtar kelimeler SEO başarısını sürdürmekte çok önemli olsa da Google, anahtar kelimelerle dolu olan web sitelerini cezalandırıyor.

Daha da önemlisi anahtar kelimelerle dolup taşan içerikler kötü bir okuyucu deneyimine sebep oluyor. Bunun yerine elinize geçen her fırsatta bir anahtar kelime yerleştirin.

  1. Sosyal Paylaşım Düğmeleri Eksik Olan İçerikler:

Eğer insanlar için yazıyorsanız muhtemelen sitenizde gerçekten ilginç olan içerikler (belki de insanların sosyal medyada paylaşmak isteyeceği içerikler) bulunduruyorsunuzdur. Sayfanızı o kadar yukarı ve aşağı kaydırıp “Twitterde Paylaş!” seçeneğini aramak ve sitenizde herhangi bir sosyal medya paylaşım seçeneği bulamamak büyük bir hayal kırıklığı oluşturur.

Sosyal paylaşım düğmeleri okuyucularınızın içeriğinizi sosyal ağlarda paylaşmasını kolaylaştırır çünkü manuel olarak URL’yi kopyalayıp bir tweete yerleştirmek zorunda kalmazlar. Kolay sosyal paylaşım seçeneklerinin anlamı daha fazla ziyaretçidir, bu da daha fazla site akışı, daha iyi arama motoru sıralamaları ve daha fazla müşteri yaratma fırsatı anlamına gelir.

  1. Sitede Blog Bölümünün Olmaması:

Eğer sitenizde bir blog yoksa ziyaretçilerinize tonlarca değerli bilgiyi sunma fırsatını kaçırıyorsunuz demektir. (Tabi bununla birlikte olumlu başarı sıralamalarını da kaçırıyorsunuz.)

Bugünlerde tüketicilerin, bir satış elemanı ile iletişime geçmeden önce derinlemesine şirket araştırması yapma yetkisi var. Eğer tüketicileriniz kendi sorularının cevaplarını sitenizin bloğundaki makalelerde bulurlarsa, onlara yardım ettiğiniz için satış sürecine kadar gelmeleri ve söylemek zorunda olduğunuz şeylere güvenmeleri daha olasıdır.

  1. İçeriğiniz İle Alakası Olmayan Başlıklar Kullanmak:

Eğer hırslı ve hevesli bir içerik yaratıcısı iseniz iyi hazırlanmış bir başlığın ne kadar önemli olduğunu biliyorsunuzdur. Başarılı başlıklar insanların yazdıklarınızı okumak için tıklamalarına sebep olur. Fakat sunduğunuz başlık ile içeriğinizin arasında bir alaka yoksa ziyaretçilerinizi hayal kırıklığına uğratırsınız ve genellikle sitenizi terk ederler.

Çünkü tıklanma tuzağı olan başlıklar insanları sitenize sokmak için çok da adil bir yol değildir. Bu başlıklar bizim doğal merakımızı istismar eder. Eğer bu taktiği kullanacaksanız, en az başlık kadar heyecan uyandırıcı bir içerik sunsanız iyi olur. Eğer bunu yapamazsanız, insanları sinirlendirmekten başka bir şey yapmamış olursunuz.

Çıkarılan Ders: Başlıklarla insanların dikkatini çekmek önemli olsa da başlıklarınızın yanıltıcı olmadığından emin olun ve içeriğiniz vaadettiğinizi sunduğunuz kadar hayatta kalabilsin.

  1. Tekliflerinizle Örtüşmeyen Harekete Geçirici Mesajlar Kullanmak:

Aynı anlayışla, harekete geçirici mesajlarınız, ziyaretçileriniz teklifinize tıkladığında açılan içerikle aynı doğrultuda olmalı ve örtüşmelidir. CTA’de %50’lik bir indirim kuponu vaadedip, içine girince bu indirimden yararlanmak için ilk önce 1.000TL’lik bir harcama yapmak gerektiğini söyleyen bir ihtar çıkmasından daha sinir bozucu bir şey daha yoktur.

Bu sadece ziyaretçilerinize bir hakaret değil, aynı zamanda itibarınızı zedeleyici bir davranıştır.(Dönüşüm oranından bahsetmiyoruz bile)

  1. Kullanıcı Dostu Olmayan İç Bağlantılar Kullanmak:

Doğru yapıldığı zaman iç bağlantılar hem okuyucularınız hem de siteniz için faydalıdır. Bu iç bağlantıların okuyucularınızı ilgili diğer bilgilere yöneltmesi ve organik sıralamazını geliştirmenize yardımcı olması sayfanız ve siteniz adına önemlidir. Ancak bazı web sitelerinin, içeriği okunamaz hale gelmiş, içinde değişik ifadelerin birbirine bağlandığı alakasız sayfalara yönlendirmek gibi alakasız bir iç bağlantı sorunu var gibi.

İç bağlantılar, sadece web sitenizdeki konu ile ilişkin diğer sayfalardaki okuyucu deneyimini geliştirmek içindir ve bağlantıyı ilgili metinin içine yerleştirmek anlamına gelir.

(İpucu: Kullandığınız bütün bağlantıların, aynı pencerede açılmadığından ve tarayıcınızda yeni bir sekme açtığından emin olun. Ziyaretçileriniz bulundukları sayfadaki içeriği okumayı bitiremeden, hala içeriği okuyorken onları başka bir yere yönlendirmek istemezsiniz.)

  1. Yüklenmesi Bitmek Bilmeyen Görüntü Kaydırmaları:

Görüntü kaydırma, ayrıca görüntü karuseli olarak da bilinir. Çoklu görüntüleri verimli kullanım alanında görüntülemek için bir yol olarak hizmet eder. Fakat bunları kullanırken dikkatli olmak zorundasınız çünkü bunları kullanmak için bir doğru bir de yanlış yol var.

Doğru Yol: Kaydırıcınız hızlı bir şekilde görüntüleri yükler ve kullanıcılar her tıkladığında yeni bir sayfa açmaz.

Yanlış Yol: Sıradaki görüntüye her tıkladığınızda sayfanız bütünüyle yeni bir sayfa olarak yüklenir. Bu, tüm web sayfası yeniden yüklenene kadar geçen birkaç saniyeyle genel sayfa yükleme süresini arttırabilir.

Unutmayın: Bir web sayfasının yüklenmesi ne kadar uzun sürerse o kadar ziyaretçi siteyi terk eder. Yüklemelerinizin hızlı olduğundan ve yeniden yükleme gerektirmediğinden emin olun. Ayrıca kaydırıcının altında ya da üzerinde görüntülerle birlikte hareket eden yazıların olmasını da istersiniz. Çoğu okuyucu kaydırıcıdaki her görüntü tıklaması için ayrı ayrı zaman harcamak istemez.

İHS